Bu hafta sonu, nihayet güneş ve denizle yakın temas kurdum. İyi haber; görüşmeler hızlandı. Bundan sonra bu kadar arayı açmamaya karar verdik. Kötü haber; bayram tatiline kadar ancak küçük kaçamaklar dahilinde buluşabileceğiz. Bu yıl da böyle olsun napalım. Zaten #tatildedigin uzaklara gitmeden de güzel, yeter ki hafta sonları kafaya şapkadan başka şey takmayalım 😉
This weekend, I finally got in close contact with the sun and the sea. The good news is negotiations were accelerated; We decided to keep in touch more often. But The bad news is, we have to see each other only once a week until the long holiday break in August. Ok, no problem. holiday is always welcomed either your are away or in the city. As long as it is only a hat instead of many things in your head ![]()
L?Oréal Paris ile Cannes Film Festivali‘nde başlayan 48 saatlik serüvenimin 2.ayağı için bu sefer yaşadığım şehirdeyim. Araya giren onca zaman ve olaydan sonra günlük koşturmacalara kaldığımız yerden devam!
Toplantılarım, keyif molalarım, minik keşiflerim ve elimden bırakmadığım fotoğraf makinamla bu defa Nişantaşı ve Karaköy sokaklarındayım. Benim bu 48 saate sığdırmaya çalıştıklarım işimin en keyifli yanları. Ama yine de zaman hiçbir şeye yetmiyor. Ne için ya da nereye koşturacak olursak olalım, bir kadın için her zaman nasıl göründüğü çok önemli. O yüzden dışarıda bolca zaman geçireceğim günlerde, zamansızlık ve hava muhalefetine karşı kuaföre gitmeyi tercih ediyorum. Üstelik bu sefer, beni yarı yolda bırakmayacağını vaad eden Elseve Nem Kolajen ile. 😉 Saçlarımın elektriklenmesine ve kabarmasına karşı koyduğu iddalı ambargoda bir hayli başarılı olan Elseve ile geçirdiğim 48 saatin tüm hikayesini ndan takip edebilirsiniz. Üstelik, L?Oréal şanslı bir kişiye cilt bakımından spa’ya, alışverişten konaklamaya kadar dolu dolu geçecek, 48saatlik kusursuz bir deneyim de vaad ediyormuş, benden söylemesi 😉
Vintage tabak, çanak, aksesuar tutkuma yıllar sonra ve nihayet kıyafet de eklendi. Önyargılarımdan yıllar öncesinde kurtulmuştum ama burnuma söz dinletmek ne mümkündü? 🙂 Burası şahane diye girdiğim her bir dükkanda 2dk dan fazla kalamıyordum. Londra’nın vintage butikleri için kendimi her türlüsüne hazırlamışken, asıl Barselona’da beni bekleyen o muhteşem butikten habersizdim; M.O.T.E.L Vintage. Sevgili Elisabet, ısrarla ”bu da mı yeni değil? ya bu? bu kadar temiz ve yeni duramaz!” sorularıma ve hayretlerime sabırla karşılık verip, beni elimde torbalarla uğurladı. 🙂 Sonunda ilk vintage kıyafet alışverişimi yaptım! Bu muhteşem butikten görsellere Barselona şehir notlarımla beraber ileriki postlarda yer vereceğim. Ama ben binlerce fotoğrafı ve notu organize edene kadar, sizin yolunuz Barselona’ya düşerse diye hemen adresini paylaşmak isterim. 😉 M.O.T.E.L Vintage, Riera Baixa 5, Raval. Pazartesi’den Cumartesi’ye saat 12-15 ve 16.30-20.30 arası açık.
Old School is the best 😉
I always love hanging out in flea markets! I admire all those vintage plates, bowls, accessories and i usually buy some pieces but not clothes 🙂 Finally, I did my first vintage clothes shopping in Barcelona, at M.O.T.E.L Vintage. I’ll post later about this magnificent boutique with my Barcelona diary and visuals. But until then, I would like to share the address with you, in case you go there before I succeed on organizing my thousands of photos and notes;) M.O.T.E.L Vintage, Riera Baixa 5, Raval. Open on Monday to Saturday from 12-15h – 16’30-20.30h
Temmuz’un ilk haftası da sona erdi, ama henüz tenim ne güneş ne de denizle olan mutlu sona eremedi. #tatildedigin yurtdışında her daim güzel de, canım ülkemde denize girmeden geçen bir yaz düşünemiyorum! Şu aralar hayalimi süsleyen yegane şey bir an önce Akbük ve Deyz’e kavuşmak!
Finally, I’m back home. I’ve been in London and Barcelona for 2 weeks. It was great to be there but now, it’s time to work hard and organize my thousands of photos and notes. I will be in İstanbul for a while and dream for a great beach holiday at Akbük – my hidden heaven on earth.
