
Cannes‘daki otelimiz Radisson Blu 1835 Hotel & Thalasso, diğer kaldığımız otellerden farklı olarak tam bir spa merkeziydi. Aklınıza gelebilecek tüm masaj, bakım, terapi türlerini burda 10la çarpın. Kendinizi şımartmak istiyorsanız gerçekten doğru oteldesiniz diyebilirim. Buraya 1-2günlüğüne değil, 1 haftalığına gelmek lazımmış. Cannes’a varışımız bir hayli maceralı olduğu için, maalesef kaldığımız kısa süre boyunca hayalini kurduğumuz masaj şımartmacasını yapamadık ama soluğu stres atmak için otelin ‘zone-bien-etre’ bölümünde aldık. Bir sonraki postta neler yaşadığımızı daha detaylı paylaşıyor olacağım ama başımıza birşey gelmediğine gerçekten şükrettiğimiz tatsız bir anı oldu.
Su, bütün stresi alır derler. Bizimki de öyle oldu. Suya ayağımızın ucu değdiği an uçtu gitti 🙂

Bazen evdeki çarşıdaki hesap uymaz, Casino’ya gidiyorum derken, otobüs tepelerinde gezersin 😉 Hayatımda hiç bir şehri 1 saat içinde gezmemiştim. Oysa, en ‘havalı’ kıyafetlerimizi giyip, Casino de Monaco‘ya gidicek, o kolu çektiğimiz an da, Monaco’dan aşağıdaki havaları teknelerden biriyle ayrılacaktık 😉

Nice’in kalbi Vieux Nice’de atıyorsa, Vieux Nice’in de kalbi benim için Cours Saleya’da atıyor. Salı’dan Pazar’a, dünyaca meşhur en güzel çiçek pazarlarından biri tam burda kuruluyor. Her Pazartesi ise bit pazarı kuruluyor. Eskiler, tazeler, renkler, mis kokulu sabunlar, faili meçhul takılar, yemek takımları, fincanlar ve kim bilir sizin kadrajınıza takılacak daha ne güzellikler için doğru adres bu minik ama birkaç saatinizi farkında olmadan ödünç alacak yerde. 😉 Nice ile ilgili bir sürü ne giydim postu bahanesiyle hazırlanan deniz, sahil, #sezlongdanbildiriyorum postlarının ardından sırada, sahili uzağa değil, sadece sağınıza alıp keşfedeceğiniz bir dolu adres var. 😉 Nice‘in kalbi bence, Venedik sokaklarını aratmayacak darlıkta, irili ufaklı meydanlara açılan Vieux Nice‘de atıyor. Bu sokaklarda birçok ilginç hediyelik dükkanına, koccaman külahlı dondurmacılara, sevimli cafelere, çoçuğum olsa da bunların hepsini alsam dedirten şu ana kdr gördüğüm en tatlı mağazalara, kimi çamaşırlı kimi çiçekli sayısız güzel pencere önüne, rengarenk panjurlara, hayran bırakan korunmuş bir mimariye ve haliyle benim gibi bir dolu turiste rastlayabilirsiniz. 🙂 İlk durağınız Cours Saleya olsun derim. Şimdilik 2 fotoğrafla gönlünüzü çeliyorum, bir sonraki postu bekleyin derim 😉 Annem hep, kıyafetlerini ters giyme işlerin de ters gider derdi. Yıllarca inandım, hala da inanırım. Karanlıkta giyindiysem, hele bir de ters mi düz emin olamıyorsam, gözümden uyku aksa da, o ışığı açar bakarım, işimi şansa bırakmam 🙂 Ama şimdi devir değişti 😉 Çözüm çift yönlü de giyilebilen MyMija’m da! Ne kadar ‘ters’ giyersen giy, kimse farketmiyor, işlerin ters gitmiyor 😉






