Mercedes-Benz Fashion Week İstanbul‘a sayılı günler kala, sevgili Emircan‘ın objektifine bakın nasıl takıldım/k? 😉
Bol koşturmacalı ve çok renkli geçecek biricik Moda Haftamız için hazırsak, geçen sefer olduğu gibi en anlık paylaşımlar için instagram‘da buluşmak üzere 🙂
Stockholm fotoğraflarına kaldığım yerden devam. Mercedes-Benz Stockholm Fashion Week kapsamında katıldığım diğer bir defilede Valerie Aflalo’nun defilesiydi. Defilelerde görme şansı bulduğumuz tasarımlar kadar onu bütünleyen saç ve makyaj, ve sizi o büyüye dahil edecek mekanın da çok önemli olduğunu düşünüyorum. Ne de olsa #sunumonemlidir. Bizim Antrepo kötü demiyorum 😉 ama Stockholm’daki Berns gerçekten hayranlık uyandırıcı bir mekandı. Bakalım sevgili Ela ile kadrajımıza takılan kareleri beğenecek misiniz?
Beyoğlu sokaklarında çekim yapmayalı uzun zaman olmuş. Benim için İstiklal Caddesi’nde yürümeye çalışmak nasıl bir ızdırapsa, arka sokaklarda keşfe çıkmak da bir o kadar keyifli olmuştur her zaman. Yeni açılan cafeler, keşfedilmeyi bekleyen irili ufaklı yeni dükkanlar, Çukurcuma’ya yeni düşen eskiler, sarmaşıklarla kaplı evler, hayal kurduran terk edilmiş binalar…Bu semti gerçekten çok seviyorum. Ama bazıları ısrarla aramıza açmaya çalışıyor işte. Ne güzel bir sokakmış burası dememle, köşeden ‘minik’bir toma çıkıveriyor. O daracık sokakta bu cüsessiyle ne işi var dememle, yanımızdan gaz maskeli yüzlerce polis geçiyor. Biraz ilerde de onlarca sivil bir şeyler fısıldaşıyor. Sen misin her şeyi unutup, Beyoğlu’nda günlük bir sokak gezmesinden zevk alan? Unutmaya niyetimiz yoktu zaten ama, sevdiğin şehirde, sevdiğin sokaklarda, sevdiklerinle yok yere diken üstünde yaşamak artık fazlasıyla asap bozuyor. Beyoğlu’nda sıradan bir Cumartesi’m maalesef böyle geçti. Duvardaki renklerle yetinmeyip, tüm Beyoğlu’nun eski rengine kavuşması dileğiyle..
Çiçeklerin verdiği huzuru başka hiç bir şey vermiyor. Her gün önünden geçip, instagram‘da yol üstü kapı önü diye paylaştığım Vesaire‘nin güzel çiçekleri blogda da sayısız posta her zaman konu olmuştu. Bu hafta sonu da, yeni atölyelerindeki ilk workshop’u duyunca, soluğu orda almam kaçınılmazdı. Taze çiçeklerden ziyade elim bu sefer hep kurulara gitti. ‘Deli kızın dikenli çeyizi’ verdiğim çalışmamı bakalım siz de beğenecek misiniz? 🙂
Geçtiğimiz ay, Vitra‘nın davetiyle Christophe Pillet‘nin tasarımlarına ilham veren Paris‘inin her daim büyüleyici sokaklarında, bir çok değerli tasarımcı, mimar ve gazeteci ile 2 günlük bir seyahate katılma şansı buldum. 2 günlük Paris seyahati hala hafızımda çok tazeyken, Paris Fashion Week nedeniyle şu an bütün instagram‘ı ele geçirmiş kareler de beni bugün ister istemez aşık olduğum bu şehre geri ışınlıyor. Paris’te kadrajıma takılan karelerle, daha uzun bir seyahatin hayaliyle, blogdaki sayısız Paris postuna eklenen bir yenisiyle güne devam..
