Cannes Film Festivali’nde herkes kırmızı halıda salına salına yürürken, kulislerde ise ‘bu yıl biri eksik, niye hala gelmedi ki’ fısıldaşmaları dönüyormuş. Eksikliği üzerime alınır alınmaz, valiz hazırlamaya başladım! 😉 İtiraf ediyorum, her sene bu zamanlar hayatıma giren sürpriz Cannes seyahatlerinin rutine dönmesi pek havalı bir hal almaya başladı. Hal böyle iken, gündelik off ne giysem derdimin bu defa kırmızı halıya kadar varması, güzel olduğu kadar dertli de 😉 Neyse ki, bu konularda her derde deva arkadaşım Gamze Saraçoğlu sayesinde, halı krizi bir çırpıda çözüldü. Saç ve makyaj için ise L’Oréal profesyonellerine emanetim, içim pek rahat. 😉
25-26 Mayıs tarihlerindeki, 2 günlük Cannes Film Festivali serüvenimi twitter, instagram ve vine’a bol bol taşıyacağıma emin olabilirsiniz. Bana bu fırsatı veren, Cannes Film Festivali resmi sponsoru L’Oréal Paris‘e de şimdiden çok teşekkür ederim 🙂
Oups! I might have missed the opening ceremony. 😉 But, this weekend I will be in Cannes to attend the last days of the film festival. Am i ready for the red carpet? Of course not! Fortunately, I have two strong assistants with me to manage the crisis 😉 I would like to send my special thanks in advance to L’Oréal Paris, the official make-up sponsor of the Cannes Film Festival ? with whom I’m sure I’ll have a great hair&make-up for the red carpet. And many many thanks to Gamze Saraçoğlu for that dazzling dress I’ll be wearing for the event.
Bazı postları yazarken gözlerim doluyor. Bu da onlardan biri. Biraz uzun da.
Argande projesiyle ilgili hatırladınız mı? Uçakta o postu yazarken, İstanbul’da kimi zaman işin mutfağına girip yakından tanık olduğum tasarım ve üretim sürecinin zorluğunun, telaşının, Batman’daki ÇATOM‘da (Çok Amaçlı Toplum Merkezi) nasıl bir hayata tutunma aşkına dönüştüğünü henüz bilmiyordum. Tatsız rakamlar sizi biraz üzecek, çokça kızdıracak, ama fotoğraflardaki gülen gözler kmlerce uzaktaki hem cinslerimizle aramızdaki mesafeleri silecek ve bu güzel hikayeyle bizi hayatlarına dahil edecek. Hazırsak başlıyorum. Önce kendi gündelik dertlerimizi bir kenara koyuyoruz, sonra projenin bir yerinden tutmak için elimizden geleni yapıyoruz. Söz mü?
Argande projesi için, bir uçak dolusu tasarımcı, model ve bu işe gönül vermiş yürekleri koccaman bir ekiple çıktığım Güneydoğu Anadolu serüvenin notları sonunda bloga birbir düşmeye başlıyor. Notları&fotoğrafları bu kadar geciktirdiğim için kusura bakmayın. Asıl kendime bu güzellikleri bu kadar geç gördüğüm için daha çok kızıyorum. 3 günlük turumuzu, ‘ben İstanbul’a dönmüyorum’ deyip, 5 güne çıkarsam da yine de yetmedi. Tekrar tekrar gitmek için gerçekten sabırsızlanıyorum.
Rumisu’yla ilgili yazdığım şu postu hatırlar mısınız? Birbirinden yetenekli ve benim için çok özel bu 2 kız kardeş, şimdi de Mavi ile keyifli bir işbirliğine imza attılar. Pınar’ın tığından fırlayan amigurimiler tası tarağı toplayıp, yine Pınar’ın ve Deniz’in hayal gücünden kağıda dökülen ilüstrasyonları da peşlerine takıp, Mavi mağazalarına kurulmuşlar. Ama yeni kurdukları düzen, çabuk bozulacağa benziyor. Zira, bugün t-shirtleri de olduğunu duyup, mağazaya almaya gittiğimde son 1 adet XL ile karşılaşınca, yerlerinde 1 dk rahat duramadıklarını anladım 😉 Koleksiyonun tümünü mavi.com‘da, amigurimilerin geride bıraktıkları diğer aile fertlerini ise Pınar ve Deniz‘in instagram hesaplarında ve bloglarında bulabilirsiniz 😉
Do you remember my older post about Rumisu? Nowadays, these 2 amazing designers and illustrators have a new project; a lovely capsule collection for Mavi. In total there are three tote bags, three scarfs and a t-shirt, each with a different print, telling the tales of a new crowd; kings&queens of Rumisu&Mavi. Check out Mavi stores or mavi.com to see the cutest collection ever.
Karaköy’ü seviyorum; özellikle hafta sonu leziz bir kahvaltının ardından, #gununkahvesi ‘ni yudumlayıp, uzun saatler bilgisayarımla bir köşede çalışmayı. Her gün bir yenisi açılan yeme&içme mekanlarına yeni yeni konsept dükkanlar da eklenmeye başlayınca, Karaköy’de vakit geçirmek iyice keyifli hale geldi. Bu dükkanların en yenisi ve en renklisi ise; reklam, pazarlama ve medya sektörlerindeki kariyelerini bırakıp, hayallerinin peşinden koşan 4 tatlı ve zevkli kadının mağazası BrandZoo. Her biri kendi markasını yaratıp, bir çatı altında toplamış.
Please meet BrandZoo – a concept store full of quirky, lovely, handmade products- located at Karaköy, İstanbul’s coolest new hotspot.

