
İtiraf ediyorum online alışveriş çıkalı beri, market alışverişi dahil, alışverişlerimin %80’ini oturduğum yerden yapıyorum. Zaman ve efor sarfetmeden, masa başında oturup alışveriş yapmak kolay olduğu kadar, bazen ipin ucunu kaçırdığınızda gelen kredi kartı dökümüyle beraber can sıkıcı da olabiliyor. 5 TL kargo ücretini cebine koydun mu, iş çıkışı ya da o dakikaları sayılı haftasonunda metroya yetişmeden, yol bilmeyen taksiye denk gelmeden, elinde çantan, laptop’un, şemsiyen, aldığın poşetlerle kol ve sırt çalışmadan, kapı kapı vitrin vitrin aradığını bir türlü bulamadan, sonunda eve vardığında da, kendine gelmek için yarım saat dinlenmeni gerektiren durumları bertaraf eden büyük bir lüks aslında. Keşke her markanın online satış sitesi olsa, yurtdışından alışveriş kotalara takılmasa ve bana loto çıksa da oturduğum yerden gerekli gereksiz sevdiğim her birşeye bir tık ile ulaşsam. 🙂



Atlet: Gap – Jean: Mavi Jeans – Sandalet: Marni for H&M, Bilezikler: MArni for H&M, Topshop, Ümit Ünal
#sunumonemlidir. İster tek başına evinde kendine hazırladığın bir fincan kahvenle, ister sokağa çıktığında üzerindeki kıyafetle. İster misafir gelince hazırladığın sofrayla, ister doğumgününe giderken aldığın/hazırladığın hediyeye ufak bir dokunuşla. Su isteyen misafire, bardağın yanına koydugun ufacık bir çiçek onu, 1 dk yerine, 3 dk ayırıp, o kullanmaya kıyamayıp yerini bile unuttuğun fincanı bulup, kendini şımartabilirsin aslında. İncelikler önemlidir. Önümüze konan o rutini ufacık bir dokunuşla bozabiliyorsan ne mutlu sana. Hayat kendiliğinden güzel olmuyor. Bir anda, sihirli değnek de değmiyor. O halde, kendini de başkalarını da ufacık bir dokunuşunla mutlu etmeyi unutma 😉



Geçtiğimiz hafta, Sakıp Sabancı Müzesi‘ne, Hollanda sanatının altın sanatını yaşadığı 17.yüzyıla, Rembrant ve Çağdaşları kimlerdir keşfetmeye gittim. Sergiler, başka kültürlerin sanatını ve tarihini keşfetmek için, bize tarih kitaplarından ötesini sunma fırsatı verir aslında. Hollanda’daki deniz ticaretinin getirdiği zenginliği, bu ticaretin refahını süren tüccarları, o refahın getirdiği ihtişamı, yol açtığı savaşları sayfalarca tarih kitaplarından okuruz da, o kadar satır arasında resmedemeyiz. İşte bu yüzden, ta uzaklardan, yüzyıllar öncesinden kalkıp ayağımıza kadar gelen sergiler değerlidir. Kimbilir ne fırsatlar yaratıp, koskoca koleksiyonları bir çatı altında toplamayı başarmış müzelere, fırsat yaratmayıp gitmemek ise bizim bileceğimiz iştir. Kendi adıma, sıkça içine düştüğüm bu durumun özrü yok, ama bundan sonra bol bol telafisi var. 😉
Fonda güzel bir şarkı, koccaman gülümsetecek bir video, deli gibi özlediğim Deyz, Drama Kraliçem Paris…
Hayvan sevgisi, bu hayatta herkesin tatması gereken en değerli duygu!
Video: Keith Hopkin
Bu post, öncelikle ”sen tam olarak ne iş yapıyorsun” diye merak eden aile büyüklerime 😉 beni devamlı bilgisayar başında ya da sandalye tepesinde fotoğraf çekerken görüp devamlı gülen Meryem’e, sadece gezip tozduğumuzu, ”işi de bıraktın, nasıl bize vakit ayıramıyorsun” diyen yakın çevreme, hediyeler içinde mutlu mesut yaşayıp daha ne istediğimizi düşünenlere, nitelikten çok nicelik de nicelik diyenlere, çok güzel proje ama bütçemiz yok kurbanı, havada asılı kalan projelere, ne kadar çalıştığımızı, uğraştığımızı, gerçekten emek verdiğimizi, saatler harcayıp düşünüp, saatler harcayıp anlatıp, saatler harcayıp çekip, saatler harcayıp editleyip, yazıp, paylaşıp, aslında bunları bir tanecik bile olsa yorum aldığında ne kadar mutlu olduğumuzu anlatmaya çalıştığım herkese gelsin.. #bloggerolmak şuan hayatta beni en mutlu eden şey. Paylaşmayı seven, paylaştıkça sevildiğini gören, sevildiğini gördükçe insana dahasını da yapma şevki veren büyülü bir meslek. Bir süredir ne iş yapıyorsun diye soranlara, blogger’m diyorum. Para kazanıyor musun diye hemen peşinden gelen ‘mahrem’ soruya, ‘oldukça’ demek istiyorum. 😉 Bir gün bu mesleğin hakkettiği karşılığı alacağına inanıyorum. Risklerini biliyorum, mevcut gözüken rahatımdan aslında oldukça ödün veriyorum. Hiç bir emeğin karşılıksız kalmayacağını, Evrenden Torpilim Var kitabını okumadan da biliyorum, çünkü inanıyorum.
