Arşiv: mymija

Bazen sorarlardı: ‘Hayatta giymem dediğin renk hangisi?’ Cevabım netti ‘PEMBE’. Demek ki neymiş büyük konuşmamak lazımmış 🙂
Israrla ‘peki hayatta giymem dediğin bir kıyafet var mı?’ sorusuna ise cevabım hala net: skinny beyaz pantolon. Onu giymeye hala hiç niyetim yok da, pembeyle de yoktu mesela 🙂 Peki ya sizin hayatta giymem dediğiniz bir renk ya da kıyafet var mı? Büyük konuşmak serbest 😉

Eğer tonu pastel ise, her rengi eşit derecede sevebilirim. Girdiği her ortamda yumuşatıcı etkisi yaratan, göze, kulağa iyi gelen pastele bulanmak gerek bazen. Bir tek Pazartesilere, özellikle yağmurlu Pazartesilere etki edemiyor. Olsun. Kalan günler bizimdir. Yeter ki üzerimize minik pastelcikler yerleştirelim. Hepimize güzel haftalar! 😉

Baharda siyah&beyaza bürünüldüğü de nerde görülmüş?! Vazgeçilmez siyah&beyaz tonlarıma biraz renk katmalı bu ara biliyorum ama yine de vazgeçemiyorum. MyMija’nın yeni bol kesim gömleği ve Mozza Design’ın el yapımı deri çantasıyla bahara geçişi biraz daha yavaştan alabilirim sanki. Hem bu ‘renkli’ gündemde azıcık siyah azıcık beyazdan kime ne zarar gelir ki?

Beyoğlu sokaklarında çekim yapmayalı uzun zaman olmuş. Benim için İstiklal Caddesi’nde yürümeye çalışmak nasıl bir ızdırapsa, arka sokaklarda keşfe çıkmak da bir o kadar keyifli olmuştur her zaman. Yeni açılan cafeler, keşfedilmeyi bekleyen irili ufaklı yeni dükkanlar, Çukurcuma’ya yeni düşen eskiler, sarmaşıklarla kaplı evler, hayal kurduran terk edilmiş binalar…Bu semti gerçekten çok seviyorum. Ama bazıları ısrarla aramıza açmaya çalışıyor işte. Ne güzel bir sokakmış burası dememle, köşeden ‘minik’bir toma çıkıveriyor. O daracık sokakta bu cüsessiyle ne işi var dememle, yanımızdan gaz maskeli yüzlerce polis geçiyor. Biraz ilerde de onlarca sivil bir şeyler fısıldaşıyor. Sen misin her şeyi unutup, Beyoğlu’nda günlük bir sokak gezmesinden zevk alan? Unutmaya niyetimiz yoktu zaten ama, sevdiğin şehirde, sevdiğin sokaklarda, sevdiklerinle yok yere diken üstünde yaşamak artık fazlasıyla asap bozuyor. Beyoğlu’nda sıradan bir Cumartesi’m maalesef böyle geçti. Duvardaki renklerle yetinmeyip, tüm Beyoğlu’nun eski rengine kavuşması dileğiyle..

Tepemde güneş, hafta sonu yağmurundan çıkan bir post yazıyorum.:) Hava şu an gerçekten çok güzel. Ama barajları ve bizi bekleyen susuz yazı düşündükçe, yağmuru gücendirdiğim geçmiş postlar için üzgün hissediyorum. Sen yeter ki mevsimin hakkını verip, bol bol yağ. Biz bir çaresini düşünüp, çamuru, çukuru, seçim vaadi bol yollarda kendi yolumuzu buluruz. Gri havaların nesi varmış hem? Biraz pastele büründük mü, en güzel arka fon oldu bile 😉