Arşiv: seyahat

Akyaka’dan herkese merhaba! 19 Mayıs tatilinde kiteboard sezonunu açmak üzere soluğu yine her sene olduğu gibi Akyaka’da aldık. Geçen yaz sonunda tüm ekipmanları İstanbul’a geri taşıdığımız için, toplam 60kg’luk yükümüzle Akyaka’ya dönüşümüz mini çapta bir kavimler göçü yaşattı bize. 🙂 Havaalanında Garenta ile başlayan yol maceramızı #garentailekeşfet hashtag’iyle instagram‘da bol bol paylaşmıştım, şimdi ise sıra videosunda. 😉  Zevkle izlemeniz ve yolunuz Gökova’ya düşerse bu mini rehberin size yol göstermesi dileğiyle.

Mauritius‘taki bir başka cennet noktadan tekrar merhaba! Bu defa Constance Belle Mare Plage‘dayım. Bıraksanız oracıkta, o ağaçların altında sessiz sessiz, huzurlu huzurlu yaşarım. Kim yaşamaz ki? Otel başlı başına çok güzel ama çevrede de yapılacak çok yer, görülecek çok şey var. Bir sonraki ve sonuncu postun konusu da bu olsun o zaman 🙂 Hazırsanız Belle Mare Plage kareleriyle başlıyorum.

Dışarıda lapa lapa kar yağarken yaz hayalleri kuran bir tek ben miyim? Kış ortası yaz rüyası yaşamak ne demekmiş Maldiv seyahatinden sonra, Mauritius‘ta 2.kez yaşıyorum. Doğasından, insanlarına, müziğinden yemeklerine kadar şahane bir deneyim sunan Mauritius’tan geliyor bu postun rengarenk kareleri. Bir posta da sığdırmak zor aslında. O yüzden peşpeşe gelecek postlar.

Göz gözü görmezken çıkıyoruz Pokut’a. Çamurda bata çıka. Yerleşiyoruz hemen Pokut Yayla Evi’ndeki odamıza. Mis gibi kokular geliyor aşağıdan. Filiz Teyze bize uzun zamandır tatmadığım lezzette ve çeşitte yemekler hazırlamış. Masanın üstüne konmadan bitiveriyor servis tabaklarındaki yemekler. Anlatılmaz yaşanır lezzetinde her şey. Ertesi sabah 06:30da uyanıyoruz. Aslında tüm Karadeniz seyahatimiz boyunca bu saatte kalkıp, gün doğumuyla güne başlıyoruz. Hafif sis var, ama dağılıyor. İşte o zaman aslında ta dün akşamdan bir masal kitabına girdiğimizi anlıyoruz. Tek ses, komşu yayla Sal’dan gelen ineklerin çanları. Reklamlarda geçen isviçre Alpleri burasıymış meğer 🙂 Düşüyoruz yollara. Hedef 5km lik orman yolundan Hazindağ yaylasına yürümek. Orman boyunca ‘dikkat ayı çıkabilir’ tabelası var kafamda. Şarkı söyleye söyleye, yüksek sesle konuşa konuşa gidiyorum. Bana gülüyorlar. Ormanın huzurunu bozuyorum tamam ama napıyım galiba ilk defa vahşi bir ormanda yürüyorum. İnsan görünce kaçan ayılardan korkuyorum. Ne saçma. Zaten nasıl korkuttuysak zaman içinde, onlar yolunu değiştiriyor bizi görünce.

Pokut Masal Evi’de işte böyle başlıyor bir gün. Devamı yine anlatılmaz yaşanır, aşağıdaki foto roman hikayede. Videosu da youtube kanalımda hemen bu linkte. Yeşili, oksijeni, huzuru bol bir post daha. Çok güzelsin Karadeniz!

Anne tarafım Karadenizli; Ordu, Fatsalı. O zaman da ben de yarı Karadenizli sayılır mıyım? Bu ülkenin en cennet köşelerinden birine ait hissetmek için nerde doğduğum, büyüdüğüm, kütüğüm değil ama içimde akan deli kan beni buraya daha çok bağlıyor galiba. Kafamın içinde devamlı çalan karadeniz havaları, bir türlü çözemediğim horonu ısrarla deneme çabalarım, baştan aşağı yeşile boyalı bu diyara döne döne tekrar gelme isteğim… Haziran’da çiçekler açtığında tekrar kavuşmak üzere özlemle ayrıldığım bu masala sizi de dahil etme zamanı.