Arşiv: rize

Göz gözü görmezken çıkıyoruz Pokut’a. Çamurda bata çıka. Yerleşiyoruz hemen Pokut Yayla Evi’ndeki odamıza. Mis gibi kokular geliyor aşağıdan. Filiz Teyze bize uzun zamandır tatmadığım lezzette ve çeşitte yemekler hazırlamış. Masanın üstüne konmadan bitiveriyor servis tabaklarındaki yemekler. Anlatılmaz yaşanır lezzetinde her şey. Ertesi sabah 06:30da uyanıyoruz. Aslında tüm Karadeniz seyahatimiz boyunca bu saatte kalkıp, gün doğumuyla güne başlıyoruz. Hafif sis var, ama dağılıyor. İşte o zaman aslında ta dün akşamdan bir masal kitabına girdiğimizi anlıyoruz. Tek ses, komşu yayla Sal’dan gelen ineklerin çanları. Reklamlarda geçen isviçre Alpleri burasıymış meğer 🙂 Düşüyoruz yollara. Hedef 5km lik orman yolundan Hazindağ yaylasına yürümek. Orman boyunca ‘dikkat ayı çıkabilir’ tabelası var kafamda. Şarkı söyleye söyleye, yüksek sesle konuşa konuşa gidiyorum. Bana gülüyorlar. Ormanın huzurunu bozuyorum tamam ama napıyım galiba ilk defa vahşi bir ormanda yürüyorum. İnsan görünce kaçan ayılardan korkuyorum. Ne saçma. Zaten nasıl korkuttuysak zaman içinde, onlar yolunu değiştiriyor bizi görünce.

Pokut Masal Evi’de işte böyle başlıyor bir gün. Devamı yine anlatılmaz yaşanır, aşağıdaki foto roman hikayede. Videosu da youtube kanalımda hemen bu linkte. Yeşili, oksijeni, huzuru bol bir post daha. Çok güzelsin Karadeniz!

Anne tarafım Karadenizli; Ordu, Fatsalı. O zaman da ben de yarı Karadenizli sayılır mıyım? Bu ülkenin en cennet köşelerinden birine ait hissetmek için nerde doğduğum, büyüdüğüm, kütüğüm değil ama içimde akan deli kan beni buraya daha çok bağlıyor galiba. Kafamın içinde devamlı çalan karadeniz havaları, bir türlü çözemediğim horonu ısrarla deneme çabalarım, baştan aşağı yeşile boyalı bu diyara döne döne tekrar gelme isteğim… Haziran’da çiçekler açtığında tekrar kavuşmak üzere özlemle ayrıldığım bu masala sizi de dahil etme zamanı.