Londra Moda Haftası’nın 2.gününde minik bir şıklık yaratayım diyip, topuklu ayakkabılarımı giyiverdim. O güne, tüm hafta boyunca tek bir gün yağan yağmurun denk gelmesi de, beni engellememiş fotoğraflara bakılırsa. 😉 Spor ayakkabı ya da sivri burun babetlerle günü geçiren biri olarak, aslında topuklu ayakkabılara karşı da hiçe sayılmayacak bir zaafım var. Dolapta aşık olunup alınan ama günlük koşturmacada bir türlü kendine yer bulamayan topukluları hayatıma yeniden sokasım var. 🙂
Bu postu çok uzaklardan, Maldivler’den yazıyorum. Kış günü hiç uyanmak istemediğim bir yaz rüyası yaşıyorum da diyebiliriz. Ama her güzel şey gibi o da bitmek üzere. Instagram hesabımda hava 30dereceyi gösterirken, bu post şimdi buz gibi oldu. Ona da dönüş hazırlığı diyelim 😉 Eve dönüşte, hepimizin içini ısıtcak bir valiz dolusu kartpostal karesini paylaşmak üzere. Hepimize güzel haftalar olsun.
İstanbul’a dönmek ya da dönmemek işte tüm mesele bu. Elimde valiz ordan oraya aralıksız bir şekilde, kimi zaman söylene söylene kimi zaman heyecanla savrulmayı seviyorum da eve dönmeyi de özlüyorum. Fakat şimdi anlıyorum ki, bu özlem sadece kapının eşiğinden girine kadarmış 🙂 Kimisi iş, kimisi tatille geçen Haziran ve Temmuz aylarından sonra İstanbul, bir Ağustos harikası aşırı nem, azıcık miskinlik, bolca bekleyen işle ben, bize ayrılan tatilin sonuna geldik şimdilik. Bir sonraki takvimsiz seyahat nereye ne vakit olur bilinmez ama post edilmeyi bekleyen sayısız fotoğraf mesul olarak beni bilir 😉
Annemin deyimiyle leyleği havada gördüğüm şu son 1 ayda, eve 1 günlük de olsa ayak bastığım şahane bir geceden, 3.evlilik yıldönümümüzden gelsin bu mutlu kareler 🙂 Her güzel gelişmede, başıma gelmedik aksilik kalmasa da, hayat aktığı gibi de çok güzel. Tatlı yorgunluklarla, türlü kaza ve aksiliklerle geçen bu son bir ayda sık sık post yapamadığım için bir tarafım hep eksik. Ama dolu dolu döneceğime emin olabilirsiniz. Evimi de, bloga yazmayı da, sizle paylaşmayı da çok özlemişim. Herkese koccaman sevgiler 🙂
