Arşiv: off nereye gitsem

Fresh!

4 Yorum | Devamını Oku

Akyaka’dan herkese merhaba. Ayağımın tozuyla ilk günden bir post ile karşınızdayım. Instagram ve snapchat üzerinden bol bol burayı sizle elimden geldiğince paylaşmaya çalışıyorum, dönüşte youtube’da yayınlamak üzere küçük küçük videolar da çekiyoruz. Youtube videoları bu sıra seyahat odaklı gidiyor, bilmiyorum hoşunuza gidiyor mu? 🙂 Heyecanla her zaman her türlü önerinizi ve yorumlarınızı bekliyorum.

Bu arada bu postta üstümdeki her şey Boyner Fresh‘ten. Son zamanlardaki bir diğer kalp çarpıntım da ta kendisinden. Bilmiyorum henüz izleme şansınız oldu mu ama Boyner’in son reklam filminde sevgili Modatutkusu ve Maritsa ile beraber ben de varım. Bu linkten izleyebilirsiniz. 🙂 Bakalım sevecek misiniz?

Mauritius‘taki bir başka cennet noktadan tekrar merhaba! Bu defa Constance Belle Mare Plage‘dayım. Bıraksanız oracıkta, o ağaçların altında sessiz sessiz, huzurlu huzurlu yaşarım. Kim yaşamaz ki? Otel başlı başına çok güzel ama çevrede de yapılacak çok yer, görülecek çok şey var. Bir sonraki ve sonuncu postun konusu da bu olsun o zaman 🙂 Hazırsanız Belle Mare Plage kareleriyle başlıyorum.

Dışarıda lapa lapa kar yağarken yaz hayalleri kuran bir tek ben miyim? Kış ortası yaz rüyası yaşamak ne demekmiş Maldiv seyahatinden sonra, Mauritius‘ta 2.kez yaşıyorum. Doğasından, insanlarına, müziğinden yemeklerine kadar şahane bir deneyim sunan Mauritius’tan geliyor bu postun rengarenk kareleri. Bir posta da sığdırmak zor aslında. O yüzden peşpeşe gelecek postlar.

Paris’te aşk başkadır 😉 Her anlamda. Bu şehir bir yana dünya bir yana benim için. Önemli bir nedeni yok, bahanesi hep çok.
Şehirde geçirdiğim anların minik bir derlemesi olan bir video hazırladık. Nike koşusundan, Celine defilesine, Paris sokaklarından, #gununkahvesi adreslerime kadar bir dolu anıyı, kısacık bir videoya sığdırmaya çalıştık. Umarım beğenirsiniz.

Göz gözü görmezken çıkıyoruz Pokut’a. Çamurda bata çıka. Yerleşiyoruz hemen Pokut Yayla Evi’ndeki odamıza. Mis gibi kokular geliyor aşağıdan. Filiz Teyze bize uzun zamandır tatmadığım lezzette ve çeşitte yemekler hazırlamış. Masanın üstüne konmadan bitiveriyor servis tabaklarındaki yemekler. Anlatılmaz yaşanır lezzetinde her şey. Ertesi sabah 06:30da uyanıyoruz. Aslında tüm Karadeniz seyahatimiz boyunca bu saatte kalkıp, gün doğumuyla güne başlıyoruz. Hafif sis var, ama dağılıyor. İşte o zaman aslında ta dün akşamdan bir masal kitabına girdiğimizi anlıyoruz. Tek ses, komşu yayla Sal’dan gelen ineklerin çanları. Reklamlarda geçen isviçre Alpleri burasıymış meğer 🙂 Düşüyoruz yollara. Hedef 5km lik orman yolundan Hazindağ yaylasına yürümek. Orman boyunca ‘dikkat ayı çıkabilir’ tabelası var kafamda. Şarkı söyleye söyleye, yüksek sesle konuşa konuşa gidiyorum. Bana gülüyorlar. Ormanın huzurunu bozuyorum tamam ama napıyım galiba ilk defa vahşi bir ormanda yürüyorum. İnsan görünce kaçan ayılardan korkuyorum. Ne saçma. Zaten nasıl korkuttuysak zaman içinde, onlar yolunu değiştiriyor bizi görünce.

Pokut Masal Evi’de işte böyle başlıyor bir gün. Devamı yine anlatılmaz yaşanır, aşağıdaki foto roman hikayede. Videosu da youtube kanalımda hemen bu linkte. Yeşili, oksijeni, huzuru bol bir post daha. Çok güzelsin Karadeniz!