Arşiv: mija

Eğer tonu pastel ise, her rengi eşit derecede sevebilirim. Girdiği her ortamda yumuşatıcı etkisi yaratan, göze, kulağa iyi gelen pastele bulanmak gerek bazen. Bir tek Pazartesilere, özellikle yağmurlu Pazartesilere etki edemiyor. Olsun. Kalan günler bizimdir. Yeter ki üzerimize minik pastelcikler yerleştirelim. Hepimize güzel haftalar! 😉

Beyoğlu sokaklarında çekim yapmayalı uzun zaman olmuş. Benim için İstiklal Caddesi’nde yürümeye çalışmak nasıl bir ızdırapsa, arka sokaklarda keşfe çıkmak da bir o kadar keyifli olmuştur her zaman. Yeni açılan cafeler, keşfedilmeyi bekleyen irili ufaklı yeni dükkanlar, Çukurcuma’ya yeni düşen eskiler, sarmaşıklarla kaplı evler, hayal kurduran terk edilmiş binalar…Bu semti gerçekten çok seviyorum. Ama bazıları ısrarla aramıza açmaya çalışıyor işte. Ne güzel bir sokakmış burası dememle, köşeden ‘minik’bir toma çıkıveriyor. O daracık sokakta bu cüsessiyle ne işi var dememle, yanımızdan gaz maskeli yüzlerce polis geçiyor. Biraz ilerde de onlarca sivil bir şeyler fısıldaşıyor. Sen misin her şeyi unutup, Beyoğlu’nda günlük bir sokak gezmesinden zevk alan? Unutmaya niyetimiz yoktu zaten ama, sevdiğin şehirde, sevdiğin sokaklarda, sevdiklerinle yok yere diken üstünde yaşamak artık fazlasıyla asap bozuyor. Beyoğlu’nda sıradan bir Cumartesi’m maalesef böyle geçti. Duvardaki renklerle yetinmeyip, tüm Beyoğlu’nun eski rengine kavuşması dileğiyle..

Yürümek güzel de, kolay değil. Trafiğe girmesi ayrı, yaya olup yürümesi apayrı dert olan İstanbul’da ise hiçbir şey kolay değil. Genelde her yere yürüyen biri olarak, ‘ne işe yaradığı henüz dört tekerleklilerce kestirelemeyen’ yaya geçidinden böyle güle oynaya geçtiğim görülmemiştir. Neşemi, fotoğraf çekerken bizi bolca gülümseten komşu esnafa ve yarın Deyz’e ve aileme kavuşacak olmama verebilirsiniz 😉 Haftasonunuz şahane geçsin!

#offnegiysemformija bluzlarım her şeyin pabucunu dama attıysa da 😉 Mija‘nın kendi koleksiyonundan bu bluzu ayrı seviyorum. Kollarındaki romantik detayı bir buket çiçekle tamamlayabilir, kendinizi her an pastel bir romanda bulabilirsiniz 🙂 Sevgili Pazartesi, bak seni sevmek için elimden geleni yapıyorum, sen de gayret edersen bugünü beraber tatlı tatlı atlatabiliriz ;P

Sanki bütün yıl ertelediğim her şeyi son 1 haftaya sığdırmış gibi geçti bu hafta. Aynı anda 50 iş birden yapmaya meraklıyım. Ama bu merakımı önümüzdeki yıl geride bırakmaya da kararlıyım. Koca bir yıl çıkardığım tek ders varsa o da; zaman hiç bir şeye yetmiyor, yetmeyecek de. O zaman onu da en verimli ve kendini yıpratmadan kullanmak. Zaman yönetimi, ben seni anladım sandım ama sen beni bu sene fena alt ettin 😉

It’s like everything which I was putting off the whole year, pushed me hard last week of this year. I’m furious to do more than 50 things at the same time. But I’m also determined to change this behavior and start managing my time correctly next year. If there is one vital lesson to take from the whole year, it’s incontrovertible importance of the time management. Dear time, I thought I’d deal with you easily but you beat me real bad this year 😉