Arşiv: beymen club

Beyoğlu sokaklarında çekim yapmayalı uzun zaman olmuş. Benim için İstiklal Caddesi’nde yürümeye çalışmak nasıl bir ızdırapsa, arka sokaklarda keşfe çıkmak da bir o kadar keyifli olmuştur her zaman. Yeni açılan cafeler, keşfedilmeyi bekleyen irili ufaklı yeni dükkanlar, Çukurcuma’ya yeni düşen eskiler, sarmaşıklarla kaplı evler, hayal kurduran terk edilmiş binalar…Bu semti gerçekten çok seviyorum. Ama bazıları ısrarla aramıza açmaya çalışıyor işte. Ne güzel bir sokakmış burası dememle, köşeden ‘minik’bir toma çıkıveriyor. O daracık sokakta bu cüsessiyle ne işi var dememle, yanımızdan gaz maskeli yüzlerce polis geçiyor. Biraz ilerde de onlarca sivil bir şeyler fısıldaşıyor. Sen misin her şeyi unutup, Beyoğlu’nda günlük bir sokak gezmesinden zevk alan? Unutmaya niyetimiz yoktu zaten ama, sevdiğin şehirde, sevdiğin sokaklarda, sevdiklerinle yok yere diken üstünde yaşamak artık fazlasıyla asap bozuyor. Beyoğlu’nda sıradan bir Cumartesi’m maalesef böyle geçti. Duvardaki renklerle yetinmeyip, tüm Beyoğlu’nun eski rengine kavuşması dileğiyle..

Bir çift blazer ile bir haftadan uzun süre vakit geçirirseniz, ondan bir daha ayrılamazmışsınız. En azından ben kendisine teslim olduktan sonra bir daha ondan kopamadım. Sevdiğim şeyleri tepe tepe giymeyi de seviyorum. Eskidikçe daha da güzel olacaklarına da eminim, bakalım onlar da aynı fikirde olacak mı? 😉

If you hang out with a pair of blazers more than 1 week, you couldn’t break up with them easily. At least, I couldn’t have. I love wearing my favorite things over again and again. I am sure they are more beautiful when they get older. Lets see if they are agree with me or not? 😉


Anneannemden kalan bu parlak bluz, bana ondan kalan yegane bir kaç parçadan biri. Genelde gece dışarı çıkarken giymeyi tercih etsem de, bu defa gömlek üstüne giyerek, parlamayan güneşe inat ben parladım ;P Kısa kollu üstleri, uzun kolluların üstüne giymeye bayılıyorum. İspanyol paça pantalon ve leopar deseni benden milyonlarca ışık yılı uzak olsa da, bu defa nasıl bana ulaştılar bilmiyorum. Bakalım geldikleri gibi yine geri ışınlanacaklar mı? ;P

This glitter top is one of the few precious pieces left from my grandma. Even though I usually prefer wearing it when i go out at night, this time I wore it on top of a white silk shirt. Nowadays, there is no sunshine, so someone has to sparkle a little bit on the streets. ;P I love wearing short sleeve tops on top of the long-sleeve ones. Did you like it as well? By the way, I don’t like at all neither those bell bottomed pants nor the leopard prints. I don’t know how did they get on me this time. We’ll wait and see if they come back again or leave my habitat forever 😉

Jacket: Chalayan – Top: off ne giysem for mija / mymija.com – Booties: Marc by Marc Jacobs – Bag: Pour la Victoire – Leggings: Topshop – Cardigan: Zeynep Ökmen Atölye – Knitted scarf: Cos – Gloves: Beymen Club – Cap: Grevi – Bracelets: Der-liebling x Maritsa

Bir varmış bir yokmuş, kafasına bereydi, şapkaydı, kasketti, saç aksesuarı olabilecek ne varsa takmaya bayılan bir kız varmış. O kadar ki, yıllar önce, günün birinde blog açmaya karar verdiğinde bile, ilk postunda yine komik bir kasket takmış. Saçlarımı şekilden şekle sokmakta usta olmayabilirim ama o dağınıklığı yok etmekte, şapkalarımla her türlü numarayı yapabilirim. 😉

Once upon a time, there was a girl who is crazy about hats, caps, beanies, everything about headwear. In fact, many years ago, when she decided to write a blog, she was wearing one of those funny caps on her first post. 😉 I may not be the master of hair design but I know all kinds of tricks to deal with every bad hair day with my beloved hair accessories. 😉