Ocak 2016 Ayının Arşivi

Mauritius‘taki bir başka cennet noktadan tekrar merhaba! Bu defa Constance Belle Mare Plage‘dayım. Bıraksanız oracıkta, o ağaçların altında sessiz sessiz, huzurlu huzurlu yaşarım. Kim yaşamaz ki? Otel başlı başına çok güzel ama çevrede de yapılacak çok yer, görülecek çok şey var. Bir sonraki ve sonuncu postun konusu da bu olsun o zaman 🙂 Hazırsanız Belle Mare Plage kareleriyle başlıyorum.

Dışarıda lapa lapa kar yağarken yaz hayalleri kuran bir tek ben miyim? Kış ortası yaz rüyası yaşamak ne demekmiş Maldiv seyahatinden sonra, Mauritius‘ta 2.kez yaşıyorum. Doğasından, insanlarına, müziğinden yemeklerine kadar şahane bir deneyim sunan Mauritius’tan geliyor bu postun rengarenk kareleri. Bir posta da sığdırmak zor aslında. O yüzden peşpeşe gelecek postlar.

Hayatımda gördüğüm en büyük ‘pembeliğin’ önünde poz vermesem olmazdı. Fotoğrafta başka kimse yokmuş gibi görünebilir ama tek başıma değildim tabiki. Melrose’daki bu boydan boya pespembeye boyanmış Paul Smith mağazasının önünde poz vermiş 1 milyoncu kişi olabilirim. Fena mı oldu, birden blog da toz pembe oldu. 😉 Toz pembe iyidir zaten. Ondan zarar gelmez. Bazen toz pembe hayaller birden toz olur. Ama hemen yerine yenisi gelir. Çünkü belli mi olur, belki bir gün biri gerçek olur. 🙂

Koskoca yılın 2 haftası kış olurmuş ona da biz denk gelmişiz LA’de. Öyle diyorlar. Napalım 🙂 Bu uçsuz bucaksız sahil böyle bile bu kadar güzelken, eminim yazın nasıl güzeldir. Asıl Temmuz sonuna doğru gel, dünya sörf şampiyonası oluyor bu sahillerde diyorlar. Ah keşke diyorum. Ben şimdilik sağa sola koşturup buz gibi okyanusa parmağımın ucuyla basmakla meşgulüm. 🙂

Los Angeles seyahatinin 2. ve upuzun videosu da hazır! Upuzun yazdım diye, son LA videosu sanılmasın ama 🙂 Daha yolda bir kaç tane daha var. Uçsuz bucaksız Santa Monica sahilinden, tatlı tasarım dükkanlarıyla dolu Abbot Kinney’e, Third Street Promenade’daki alışveriş duraklarımdan, People’s Choice Awards gecesine nasıl hazırladığıma kadar dolu dolu bir video oldu. Umarım hoşunuza gider. […]