Ekim 2015 Ayının Arşivi

Geçtiğimiz haftalarda çok tatlı bir geceye ev sahipliği yapma şansı buldum. Danimarka’dan çıkan her cool tasarıma olan hayranlığım gibi, Skagen‘in yeni saat modellerine de hayran kaldım. Zarif kayışı ve formu bir yana, kadranındaki ay detayı onu diğer saatlerden farklı kılan çok şık bir detay sunmuş. Saate bakıp ayın evrelerini görmek kimin aklına gelirdi ki? Ne zaman dolunay, ne zaman yeni ay, kadrandaki hareketten takip etmek mümkün.

Göz gözü görmezken çıkıyoruz Pokut’a. Çamurda bata çıka. Yerleşiyoruz hemen Pokut Yayla Evi’ndeki odamıza. Mis gibi kokular geliyor aşağıdan. Filiz Teyze bize uzun zamandır tatmadığım lezzette ve çeşitte yemekler hazırlamış. Masanın üstüne konmadan bitiveriyor servis tabaklarındaki yemekler. Anlatılmaz yaşanır lezzetinde her şey. Ertesi sabah 06:30da uyanıyoruz. Aslında tüm Karadeniz seyahatimiz boyunca bu saatte kalkıp, gün doğumuyla güne başlıyoruz. Hafif sis var, ama dağılıyor. İşte o zaman aslında ta dün akşamdan bir masal kitabına girdiğimizi anlıyoruz. Tek ses, komşu yayla Sal’dan gelen ineklerin çanları. Reklamlarda geçen isviçre Alpleri burasıymış meğer 🙂 Düşüyoruz yollara. Hedef 5km lik orman yolundan Hazindağ yaylasına yürümek. Orman boyunca ‘dikkat ayı çıkabilir’ tabelası var kafamda. Şarkı söyleye söyleye, yüksek sesle konuşa konuşa gidiyorum. Bana gülüyorlar. Ormanın huzurunu bozuyorum tamam ama napıyım galiba ilk defa vahşi bir ormanda yürüyorum. İnsan görünce kaçan ayılardan korkuyorum. Ne saçma. Zaten nasıl korkuttuysak zaman içinde, onlar yolunu değiştiriyor bizi görünce.

Pokut Masal Evi’de işte böyle başlıyor bir gün. Devamı yine anlatılmaz yaşanır, aşağıdaki foto roman hikayede. Videosu da youtube kanalımda hemen bu linkte. Yeşili, oksijeni, huzuru bol bir post daha. Çok güzelsin Karadeniz!

Anne tarafım Karadenizli; Ordu, Fatsalı. O zaman da ben de yarı Karadenizli sayılır mıyım? Bu ülkenin en cennet köşelerinden birine ait hissetmek için nerde doğduğum, büyüdüğüm, kütüğüm değil ama içimde akan deli kan beni buraya daha çok bağlıyor galiba. Kafamın içinde devamlı çalan karadeniz havaları, bir türlü çözemediğim horonu ısrarla deneme çabalarım, baştan aşağı yeşile boyalı bu diyara döne döne tekrar gelme isteğim… Haziran’da çiçekler açtığında tekrar kavuşmak üzere özlemle ayrıldığım bu masala sizi de dahil etme zamanı.

Her yıl bu zamanlar aynı konudan bahsedip duruyorum size. Bu yazının bir benzerini 3.defa okuyor olabilirsiniz. Anlayışınız için çok teşekkür ederim. Sadece okumakla kalmayıp, kolları sıvayıp, bu anlamlı siteye göz atmanızı tüm kalbimle ümit ediyorum. Daha aydınlık bir gelecek için bu minik ama önemli adamı her birimizin atması dileğiyle.

Okullar açılıyor diye hiç heyecan duyduğumu hatırlamıyorum. Okulun ilk günü tek hatırladığım, 8 yıllık okulumun bitmesine daha kaç yıl kaldığıydı. Bu dönemin en heyecan verici kısmı olsa olsa tabiki kırtasiye alışverişiydi. Yepyeni bir çanta, en güzelinden bir kalemkutu, sıfır km hiç kullanılmamış kalemler, zararlı denilen mis kokulu silgiler, en farklısından defter kapları, en kalabalık setlisinden boya kalemleri. Okul başlarken bu saydıklarım birer ihtiyaçtan öte, okula gitmek için, o dersi çalışabilmek için aradığım süslü bahanelerdi. Küçükken şımarıklık ettik de büyüyünce anladık. Şımarıklık değildi de, belki de daha şanslıydık. 1 yerine 2 kalem, geçtiğimiz yıllardan kalma değil de, yepyeni bir kitap, yeni üniforma, yeni gömlek, yeni çoraplar, yeni ayakkabılarla yeni okul dönemine hazırdık. O zamanlar normal gelirdi de büyüyünce anladık. Büyüdükçe çemberin içinden çıkıp, dışına da baktık. Görmeyince bilmezdik, duyardık da dokunamazdık da, büyüdükçe farkına vardık.

Okul alışverişiniz biteli belki sizin de uzun yıllar oldu. Hediye aldığınız küçük yeğenler bile büyüdü, üniversiteli oldu. Yakın çevrenizde olmasa bile, bugün o okulun ilk günü heyecanını ve endişesini aynı anda yaşayan milyonlarca çocuk var. Sadece 1 kaleme, 1 silgiye ihtiyacı olan da var, okulda olması gerekirken, okula gitmeyen/gidemeyen milyonlarca çocuk da. Pazartesi pazartesi çok uzattım biliyorum ama sevimsiz Pazartesi’yi bile güzelleştirecek anlamlı bir post olsun istedim. Ne ülkemizdeki eğitim eşitsizliğini bir silgiyle silebiliriz, ne o okula gitmeyen o çocukların üstünü bir kalemle çizebiliriz. Ama bizim için ufak da olsa, onlar için büyük bir adım atabiliriz. Okulların açılmasıyla bir çok okul ihtiyacıyla dolacak bu siteye göz atabilir, işin ucundan tutabiliriz. 2 yıl önce bloga taşıdığım birsilgibirkalem.org projesinin detaylarını tekrar aşağıda bulabilirsiniz. 1 silgi 1 kalem almak asıl şimdi hiç bu kadar güzel olmamıştı!

Bir 1 silgi 1 kaleminiz var mı?