Ocak 2010 Ayının Arşivi

Kendimden aynen beklediğim gibi, Roma‘ya ayak basmamla şımarıp havalara uçmam bir oldu. 4 günün sonunda yorgunluktan bitmiş ama suratımda koccaman bir gülümseme ile döndüm. Günlük güneşlik Roma‘da, ‘ayak basmadığım sokak kalırsa arkamdan ağlar’ diye düşünmüş olsam gerek, girip çıkmadığım sokak, hanimiş buranın genç tasarımcıları diye sevgiliyi sürüklediğim onlarca dükkan, uğranmadık cafe & pizzacı kalmadı. Şimdi […]

Hey kar, ilk sözüm sana, o kadar uzun zaman oldu ki yurtdışına gitmeyeli, lütfen uçuşlarda sorun çıkarma. Senle bir orta yolunu bulduk diyelim, asıl sen sevgili Blu-express; 4 defa bilet saatini değiştirmiş olabilirsin, ama son dakika sürprizi yapmazsan sevinirim. Memnun kalalım ki, ucuz etin yahnisi yavan olur sözünü hafızalardan silelim. Son söz sana ey sevgili, […]

Bırbırbır dertlenmişim geçmiş bir entry‘de; ”Bir de siyaha en klasik derler; dolapta bir siyah elbise hayat kurtarır, her bayanın gardrobunda mutlaka şık bir siyah elbise olmalıdır.’ En bilindik klasik siyah gibi gözükese de, bence en zorudur. Hatta tam tersi, dünyanın en iddalı rengi olduğunu düşünüyorum. Siyahı taşımak da, onu tamamlayacak detayları bulup yakıştırmak da zor […]

Kış ortasında Antalya‘ya gidildiği de nerde görülmüş? Hadi ben iş gezmecesindeydim, futbolcular kampta, peki ya o turistler? Kış ortasında, naparlar ne ederler bu beldede anlamadım. Detaylar kuzende 🙂 Birkaç gündür iş için Belek’teki Susesi Hotel‘deydim. Oralara kadar gidilip, blogcuğumu unuttuğum düşünülmesin. Son gün soluğu deniz kıyısında alıp, ne mini topuklu botlarıma ne üstümdeki paltoya aldırmayıp, […]

Bu eteğin bende anısı büyük. 2005te mezun olduğumda almıştım, uğurlu gelsin de hemen iş buliyim diye 🙂 Bir kış geçmişti üstünden, yaza ancak iş bulmuştum. Senelerce de giymedim sonra. Uğursuz geldi diye değil ama 🙂 İş hayatına başlayınca hızla alınan kiloların hatrından 🙂 Ha zayıfladım, ha zayıflıcam diye diye, en sonunda varlığını bile unutmuşum eteğin. […]